Boşanmada Mal Paylaşımı Davası

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası

Boşanmada Mal Paylaşımı, Mal Rejiminin Tasfiyesinde Katılma Alacağı, Değer Artış Payı Alacağı ve Katkı Payı Alacağı Davası

Boşanmada mal paylaşımı, eşler arasında mal rejiminin devamı süresince edinilen malların, evlilik birliğinin boşanma davası ile sona ermesi sonrasında, Medeni Kanunda düzenlenen usullere uygun olarak bölüşülmesidir.

Boşanmada mal paylaşımı davası ile, mal rejiminin tasfiyesi gerçekleştiğinden; boşanmada mal paylaşımı davası, mal rejimin tasfiyesi davası veya mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası olarak da nitelendirilebilir.

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası ile, aşağıda da detaylarıyla anlatıldığı üzere, eşler birbirlerinden katılma alacağı (artık değere katılma alacağı), değer artış payı alacağı veya katkı payı alacağı talep edebilirler. Dolayısıyla, bu davalar katılma alacağı davası, değer artış payı alacağı davası veya katkı payı alacağı davası olarak da nitelendirilebilirler.

 

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası Ne Zaman Açılır?

Boşanmada mal paylaşımı davası (mal rejiminin tasfiyesi davası), boşanma davası veya evliliğin iptali davasında verilen boşanma veya evliliğin iptali kararının kesinleşmesinden sonra açılır.

Boşanmada mal paylaşımına dair davanın daha önce açılması halinde de, mahkeme tarafından boşanma veya evliliğin iptali kararlarının kesinleşmesi beklenir. Kesinleşme akabinde, bu şekilde açılan mal rejiminin tasfiyesi davası görülür.

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davaları, boşanma davasının eki niteliğinde olmadığından, boşanma davası ile birlikte aynı dilekçeyle açılırsa, mahkeme tarafından ayrı bir dava olarak tefrik edilir. Bu tip durumlarda, mahkeme tarafından mal rejimin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davasının görülmesi için, boşanma davasının boşanma kararıyla sonuçlanması ve bu kararın kesinleşmesi beklenir.

 

Mal Rejiminin Tasfiyesi (Boşanmada Mal Paylaşımı) Davası Hangi Mahkemede Açılır?

Mal rejiminin tasfiyesi davasında (boşanmada mal paylaşımı, katılma alacağı, değer artış payı alacağı, katkı payı alacağı, ziynet eşyasının iadesi, çeyiz eşyasının iadesi gibi taleplerle açılan davalarda) görevli mahkeme, Aile Mahkemeleridir.

Mal rejiminin tasfiyesi davasında (boşanmada mal paylaşımı, katılma alacağı, değer artış payı alacağı, katkı payı alacağı, ziynet eşyasının iadesi, çeyiz eşyasının iadesi gibi taleplerle açılan davalarda) yetkili mahkeme ise, aşağıdaki mahkemelerdir:

  • Mal rejiminin eşlerden birinin ölümü nedeniyle sona ermesi halinde, ölenin son yerleşim yeri mahkemesi
  • Mal rejiminin boşanma/mal ayrılığı/evliliğin iptali davalarından biri aracılığıyla sona ermesi halinde, bu davadaki yetkili mahkeme
  • Diğer durumlarda ise davalının yerleşim yeri mahkemesi

Mal rejiminin ölüm sebebiyle sonlanması durumunda, ölen eşin mirasçıları da mal rejiminin tasfiyesi davası açarak katılma alacağı talep edebilir. Benzer şekilde, sağ kalan eş de, katılma alacağı davası açarak, ölen eşin mirasçılarından, katılma alacağı isteyebilir.

 

Katılma Alacağı, Katkı Payı Alacağı ve Değer Artış Payı Alacağı Davasında Zamanaşımı

Boşanmada mal rejiminin tasfiyesine bağlı alacak davalarında zamanaşımı süresi, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren, 10 yıldır.

 

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Avukatı Ankara
Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımının boşanma esnasında gerçekleştirilmesi için, tarafların boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenlemeler yapması gerekir.

Mal rejiminin tasfiyesi davası, boşanma davasının eki niteliğindeki bir dava değildir. Bu yüzden, eşler mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) konusunda anlaşmamışlarsa bile, anlaşmalı boşanabilirler.

Fakat, eşler anlaşmalı boşanmada mal paylaşımını da sonuçlandırmak istiyor ve mal paylaşımı konusunda anlaşmışlarsa, bunu yapabilmeleri için, anlaşmalı boşanma protokolünde ve boşanma davasının kararında, mal paylaşımına dair hususların açık ve net bir şekilde belirtilmesi gereklidir.

 

Katılma Alacağı Davası, Katkı Payı Alacağı Davası ve Değer Artış Payı Davasında Neler Delil Olabilir?

Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davalarında, hukuka ve ahlaka aykırı olmamak koşuluyla, her türlü husus delil olarak kullanılabilir. Kullanılacak olan delil, paylaşıma konu mala özel durumlara göre değişecektir. Tanık, yemin delili, tapu kaydı, banka kaydı, kredi sözleşmesi, Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, bilirkişi delillerinden yararlanılabilir.

 

Boşanmada Mal Paylaşımı Nasıl Yapılır?

Eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları, mal rejiminin sona ermesi anındaki durumlarına göre ayrılır. Yani, eşlerin edinilmiş ve kişisel malları, mal rejiminin sona erdiği tarihteki mevcut halleri ile mal rejiminin tasfiyesine girecektir. Mal rejiminin sona ermesinden sonra eşlerin edindikleri mallar da, mal paylaşımına tabi olmayacaktır.

Boşanmada mal paylaşımında, her eşin kendi kişisel malları, kendisinde kalır; edinilmiş mallar ise paylaşıma tabi tutulur.

Mal rejiminin tasfiyesi aşamasında aşağıda ilgili bölümlerde detayları anlatıldığı üzere, katılma alacağı (artık değere katılma alacağı), değer artış payı alacağı ve katkı payı alacağı talep edilebilir.

Boşanmada mal paylaşımı yapılırken; eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminatlar söz konusu ise, bu toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihten sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri, tasfiyede kişisel mal olarak hesaba katılır.

 

Mal Rejiminin Tasfiyesi Ne Zaman Tamamlanmış Sayılır?

Mal Rejiminin tasfiyesi, mal rejiminden kaynaklı alacak davasının karar tarihinde tamamlanmış olur. Mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacakların hesaplanmasında, malların tasfiyeye (boşanmada mal paylaşımı davasının karar tarihine) en yakın tarihteki değerleri esas alınır.

 

Boşanmada Mal Paylaşımında Denkleştirme Nedir?

Mal rejiminin tasfiyesi sırasında eşlerin payları hesaplanırken, edinilmiş bir mala bir eşin kişisel malından yapmış olduğu katkı veya bir eşin kişisel malına edinilmiş maldan yapılan katkı miktarları dikkate alınarak hesaplama yapılır. Bu hususların dikkate alınmasına, denkleştirme denir.

 

Eşlerin Mal Paylaşımından Mal Kaçırması Durumunda Ne Yapılır? (Edinilmiş Mallara Eklenecek Değerler)

Boşanma Davası Açılmadan Bankadaki Paranın Çekilmesi, Boşanma Davası Açılmadan Önce Satılan Mallar

Eşlerin boşanma öncesi veya evlilikte diğer eşten mal kaçırma amacıyla yapacağı aşağıdaki işlemler, mal rejiminin tasfiyesi sırasında dikkate alınır ve katılma alacağı hesaplamasında, edinilmiş mallara eklenecek değerler olarak hesaba katılır:

  • Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar
  • Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler

Örneğin, bir eşin boşanma davası açılmadan önceki bir yıl içerisinde üçüncü bir kişiye karşılıksız olarak verdiği taşınır mal/eşya, taşınmaz mal veya nakit para olarak yaptığı her türlü kazandırmalar bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu kapsamda, boşanmadan önceki son bir yıl içerisinde olup olmadığına bakılmaksızın, evlilik süresi içerisinde bir eşin diğer eşin mal paylaşımından doğacak alacak hakkını azaltmak amacıyla yaptığı her türlü devir işlemi de, boşanmada mal paylaşımı davasında paylaşıma konu edilebilir. Boşanma davası açılmadan önce bankadaki paranın çekilmesi ve karşılıksız olarak üçüncü bir kişiye aktarılması ve boşanma davası açılmadan satılan mallar (örneğin ev, araba) (diğer eşin katılma alacağı hakkını azaltmak amacıyla yapılmışsa), bu kapsamda değerlendirilebilir.

 

Değer Artış Payı Alacağı Nedir?

Eşlerin birbirinin kişisel malına, kendi kişisel malından yaptığı katkı sonucu o malda oluşan değer artışından dolayı mal rejiminin tasfiyesinde talep edebileceği alacağa, değer artış payı alacağı denir.

Bir başka deyişle; eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, mal rejiminin tasfiyesi sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur. Bu hakka karşılık gelen alacağa, değer artış payı alacağı denir.

Değer artış payı alacağı, bahse konu malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır ve o malda bir değer kaybı söz konusu olduğunda, yapılan katkının başlangıçtaki değeri esas alınır. Böyle bir malın daha önce (mal rejiminin tasfiyesinden önce) elden çıkarılmış olması durumunda hakim, diğer eşe ödenecek değer artış payı alacağını hakkaniyete uygun olarak belirler.

 

Katılma Alacağı Nedir, Nasıl Hesaplanır?

Katılma alacağına ilişkin talepte mahkemece yapılacak iş, Edinilmiş Mallara Eklenecek Değerler ve Boşanmada Mal Paylaşımında Denkleştirme Nedir? başlıkları altında anlatılan miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malların toplam değerinden, bu mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra, varsa kalan miktarın yarısının davacı eşe verilmesidir.

Bir diğer deyişle, katılma alacağı davasında, eklenecek değerlerden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerinden tarafların kazanılmış hakları da gözetilerek ve malın tasfiye tarihindeki değeri dikkate alınarak, katılma alacağı miktarı hesaplanır.

Katılma alacağı, yukarıda anlatılan usulden anlaşılacağı üzere, artık değere katılma alacağı olarak da adlandırılır.

Mal rejiminin devamı süresince, bir eşin sahip olduğu edinilmiş malda, diğer eşin artık değerin yarısı oranında katılma alacağı hakkı vardır. Dolayısıyla, artık değere katılma alacağı; eklenecek değerlerden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıktıktan sonra kalan artık değerin yarısı üzerindeki diğer eşin alacak hakkıdır.

Katılma alacağı anılan Medeni Kanundan kaynaklanan bir hak olup, bu hakkı talep eden eşin gelirinin olmasına veya söz konusu mal varlığının edinilmesine, iyileştirilmesine ya da korunmasına katkıda bulunulmasına gerek yoktur.

Artık değere katılma alacak miktarı hesaplanırken, mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan malların, bu tarihteki durumlarına göre, ancak tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değerleri esas alınır. Yargıtay uygulamalarına göre, mal rejiminin tasfiye anı, buna dair açılan davanın karar tarihidir.

 

Boşanmada Mal Paylaşımında Kredi İle Alınmış Ev, Taşınmaz ve Araçların Katılma Alacağı Hesaplamasındaki Durumu

Evlilik sırasında kredi ile alınmış ve mal rejiminin sona erdiği tarih olan boşanma davasının açıldığı tarihten sonra da kredi ödemeleri devam eden konut ve araçlara dair, mal rejiminin tasfiyesinde eşlerin katılma alacağı hesaplanırken; mal rejiminin geçerli olduğu dönemin sonrasına sarkan ödemeler, dava konusu taşınmazın borcu kabul edilerek tasfiye gerçekleştirilir. Bu şekilde, taşınmazın kalan dönemdeki kredi taksitlerini ödeyen tarafın katılma alacağı miktarının hatalı şekilde eksik hesaplanmasının önüne geçilmiş olunur.

 

Zina veya Hayata Kast Nedeniyle Boşanmada Mal Paylaşımında Katılma Alacağı

Zina veya hayata kast nedenine dayalı olarak boşanma halinde, hakim kusurlu eşin mal rejiminin tasfiyesinde alacağı katılma alacağı oranını düşürebilir veya tamamen kaldırabilir.

 

Boşanmada Mal Paylaşımında Çeyiz Eşyaları ve Ziynet Eşyaları

Boşanmada mal paylaşımında, her bir eşin evlenirken yanında getirdiği çeyiz eşyaları, o eşin kişisel malı sayılır. Dolayısıyla, çeyiz eşyaları mal paylaşımına tabi tutulmaz. Bundan dolayı, mal rejiminin tasfiyesinde, çeyiz eşyalarını isteme hakları vardır.

Mal rejiminin tasfiyesi davası kapsamında, taraflar çeyiz eşyalarını aynen isteyebileceği gibi, sadece bedelinin tahsilini veya terditli olarak eşyaların mevcut olması halinde aynen, olmaması halinde ise bedelin tahsilini de isteyebilir. Hatta, davacı yargılama sırasında çeyiz eşyalarının aynen iadesi talebinden vazgeçip, çeyiz eşyalarının bedelinin iadesini de isteyebilir.

Evlilik sırasında takılmış ziynet eşyaları (düğün takıları), kim tarafından alınmış olursa olsun, takılan eşe bağışlanmış sayılır, o eşin kişisel malıdır ve mal rejiminin tasfiyesinde o eşe iadesi gerekir. Yani, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları, kadının kişisel malıdır. Ancak, ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının kanıtlanması halinde, koca ziynet eşyalarını iade yükümlülüğünden kurtulur.

Evlilik sırasında edinilmiş olan ziynet eşyaları (takılar) ise, yatırım amaçlı olanlar haricinde; hangi eşin kullanacağı türden bir ziynet eşyası ise, o eşin kişisel malı sayılır ve boşanmada mal paylaşımı kapsamına girmez.

Dolayısıyla, evlilik sırasında, yatırım amaçlı olanlar haricinde ziynet eşyaları ile ev alınması, ziynet eşyaları ile araba alınması, düğün takıları ile ev alınması, düğün takıları ile araba alınması gibi durumlarda, alınan ev ve arabanın bu ziynet eşyası veya düğün takısının bedeli oranında kısmı, o eşin kişisel malı olarak kabul edilir ve yukarıdaki Boşanmada Mal Paylaşımında Denkleştirme Nedir? başlığı altında anlatılan usulle denkleştirmeye tabi tutulması gerekir.

 

Katılma Alacağı ve Değer Artış Payı Alacağında Faiz

Boşanmada mal paylaşımı davasında karar verilen katılma alacağı miktarı için, tasfiyenin sona ermesinden (karar tarihinden) itibaren faiz yürütülür.

 

Katkı Payı Alacağı Nedir?

Katkı payı alacağı, evlilikte eşler arasında mal ayrılığı rejimin geçerli olduğu hallerde, eşlerin birbirlerinin mallarından kendi katkıları ölçüsünde talep edebilecekleri, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkıdır.

1 Ocak 2002 tarihi öncesinde yasal mal rejimi mal ayrılığı rejimi olduğu için, evlilik tarihi 1 Ocak 2002 öncesi olan çiftlerin, bu tarih öncesinde edindikleri mallar, kendi kişisel malları olarak kabul edilmektedir. İşte bu mallar üzerinde, evlilik süresi içerisinde edinilmiş olmak kaydıyla, diğer eş tarafından katkı yapılmışsa, mal rejiminin tasfiyesi sırasında katkı payı alacağı talep edilebilir.

Katkı payı alacağının hesaplanmasında, malın katkı payı alacağı davasının açıldığı tarihteki değeri esas alınır. Boşanmada mal paylaşımı davası sonucunda hükmedilen katkı payı alacağına, dava açılış tarihinden itibaren faiz yürütülür.

 

Boşanmada Mal Paylaşımı (Mal Rejiminin Tasfiyesi) Davası Yargıtay Kararları

Boşanmada Mal Paylaşımı Davası, Katılma Alacağı ve Katkı Payı Alacağı Davası Avukatı Ankara
Aşağıdaki başlıklar altında, boşanmada mal paylaşımı (mal rejiminin tasfiyesi) davalarında katılma alacağı, katkı payı alacağı, değer artış payı alacağı, ziynet eşyası alacağı, çeyiz eşyası alacağı, anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı ile ilgili konularda verilmiş çeşitli Yargıtay kararları bulunmaktadır.

 

Eşlerin Fiilen Ayrı Yaşamaları Katılma Alacağı Hakkını Ortadan Kaldırmaz

Diğer yandan katılma alacağı, yasadan kaynaklanan şahsi alacak hakkı niteliğinde olması ve talep edilebilmesi için davacının herhangi bir katkıda bulunması gerekmemesi sebebiyle tarafların fiilen ayrı olmaları talep hakkını ortadan kaldırmamaktadır. Davalı vekilinin bu hususa yönelen temyiz itirazları yerinde değildir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/8-1013E, 2013/816K)

 

Evlilik Birliği İçinde Edinilen Araç Başkasının Adına Kayıtlıysa da, Katılma Alacağı veya Katkı Payı Alacağı Talep Edilebilir

Davacı, üçüncü kişi adına kayıtlı olan aracın gerçekte davalı eşi adına kayıtlı olduğu iddiasında bulunması nedeniyle uyuşmazlığın çözümü için motorlu araçların mülkiyetinin devrinin nasıl yapılacağına ilişkin açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır.

Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, araç üçüncü kişi adına kayıtlı olsa bile, gerek birbirini doğrulayan tanık beyanları gerekse dava konusu aracın kasko ödemesinin davalı tarafından yapılması hususları birlikte dikkate alındığında dava konusu aracın evlilik birliği içinde davalı tarafından edinildiğinin kanıtlandığı, zira muvazaa iddiasının her türlü delil ile ispatının mümkün olduğu, o hâlde mahkemece aracın tam olarak hangi tarihte alındığı belirlendikten sonra dava konusu aracın 01.01.2002 tarihinden önce edinildiğinin belirlenmesi hâlinde, tarafların evlenme tarihinden edinim tarihine kadar gelir bilgilerinin getirtilerek usule uygun şekilde davacının katkı payı alacağının tespiti,

aracın 01.01.2002 tarihinden sonra edinildiğinin saptanması hâlinde ise davacının katılma alacağının TMK’nın 219, 231, 235 ve 236. maddelerine göre belirlenmesi gerektiğine işaret eden Özel Daire bozma kararının yerinde olduğu ve direnme hükmünün bozulması gerektiği yönünde ileri sürülen görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/1555E, 2019/561K)

 

Ziynet Eşyası İadesi/Alacağı Yargıtay Kararı

Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olduğu için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkündür. Bunun sonucu olarak normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekir. Hayat deneyimlerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanması, muhafaza edilmesidir. Bunların davalı tarafın zilyetlik ve korumasına terk edilmesi olağan durumla bağdaşmaz.

Eldeki birleşen davada davacı kadın; düğünden sonra ziynetleri kocasının annesinin aldığını, bir daha geri vermediğini, kocası ile aralarındaki huzursuzluğun kendisine iade edilmeyen ziynetlerden çıktığını, ziynetlerin bir kısmının düğün masrafları için harcandığını, müşterek evden polis nezaretinde hiç bir eşyasını alamadan ayrıldığını iddia etmiştir.

Bu bağlamda, kadının, dava konusu ziynetlerin varlığını ve evlilik birliği içinde elinden zorla alındığını ispat etmesi gerekir.

Somut olayda, davacı kadın iddiasını ispat etmek için tanık dinletmiştir. Kadının tanıkları, düğünden sonra davalının annesinin ziynetleri alıp çantasına koyduğunu, düğün merasiminin ardından eve gelindiğinde tarafların balayına gidecek olması nedeniyle davacı kadının bileziklerini de aldığını, daha sonra ziynetlerin bir kısmını kocanın bozdurup, araç aldığını, kadının müşterek evden ayrıldığı sırada babasının, ziynetlerin nerede olduğunu sorduğunu, kocanın babasının, “düğünü ben yaptım, ziynetleri veremem” dediğini beyan etmişlerdir. Tanıkların beyanları görgüye dayalı olup, hem kadının iddialarını doğrulamakta hem de birbiriyle örtüşmektedir.

Görüldüğü üzere; kadın tanık beyanları ve dayandığı boşanma dosyasındaki tespitlerle evden ayrılırken ziynetleri yanında götürmediğini, ziynetleri kayınvalidesinin elinden aldığını, kocasının ziynetleri kendisine iade etmediğini ispat etmiştir.

Hal böyle olunca mahkemece; ziynetlerin düğün merasiminden hemen sonra kadının elinden alındığı, bir daha iade edilmediği, kadının evden ayrılma şekli itibariyle de ziynetleri götürme imkanının bulunmadığı göz önünde bulundurularak, kadının ziynetlere yönelik talebinin kabulüne verilmesi gerekirken, ziynetlerin her zaman saklanabilecek eşyalardan olduğu, kadının ailesiyle birlikte Ankara’ya döndüğü, takıların bozdurulduğu hususunu da ispat edemediği gerekçesiyle somut olaya uymayan yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus hükmün, birleşen dosyanın davacısı lehine bozulmasını gerektirmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2015/11949E, 2015/21067K)

 

Düğün sırasında takılan ziynet eşyaları kim tarafından takılırsa takılsın, aksine bir anlaşma bulunmadıkça kadına bağışlanmış sayılır ve artık onun kişisel malı niteliğini kazanır. Bu eşyaların iade edilmemek üzere kocaya verildiği, kadının isteği ve onayı ile bozdurulup müşterek ihtiyaçlar için harcandığı hususu davalı tarafça kanıtlandığı takdirde, koca bunları iadeden kurtulur.

Davacı, dava dilekçesinde düğünde takılan 6 adet bileziğin evlilik sırasında bozdurularak tarla alındığını tarlanın ise satılıp davalının Bağ-Kur borcu kapatılarak emekli olması için harcandığını iddia etmiş, davalı ise cevap dilekçesinde, dava konusu ziynetlerin bozdurularak elde edilen para ile davacının geçirdiği ameliyat giderlerinin karşılandığını beyan etmiş, yeminli beyanında ise müşterek çocukların evlilik masrafları için kullanıldığını belirtmiştir. Buna göre davalı yazılı ve sözlü beyanı ile ziynetlerin varlığını ve evlilik birliği içinde bozdurulduğunu kabul etmiştir.

Mahkemece, davalının düğünde takılan dava konusu ziynetlerin bozdurularak harcandığını ikrar ettiği, bunların kadının isteği ve onayı ile iade edilmemek üzere bozdurulduğu hususunda ispat yükünün davalıda olduğu dikkate alınarak; evlilik birliği içinde bozdurulduğu anlaşılan ziynet eşyaları yönünden, davacının rızasını ispat için davalıya imkan tanınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik incelemeyle ispat yükünün davacıda olduğu ve davacının iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2019/553 E, 2019/3501K)

 

Çeyiz Eşyasının İadesi/Alacağı Talebi Yargıtay Kararı

Çeyiz eşyalarının bedelinin iadesi talebi yönünden; çeyiz eşyaları misli eşyalardan ise de, davacının seçimlik hakkı olup bu eşyaları aynen isteyebileceği gibi sadece bedelinin tahsilini veya terditli olarak eşyaların mevcut olması halinde aynen olmaması halinde bedelin tahsilini de isteyebilir. Davacı yargılama sırasında aynen iade talebinden vazgeçip, çeyiz eşyalarının bedelinin iadesini isteyebilir. (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/15090E, 2019/2845K)

 

Evlilikte Krediyle Alınan Evin/Aracın Mal Rejiminin Tasfiyesinde Paylaşımı Yargıtay Kararı

Öncelikle, mal rejiminin sona erdiği tarihte henüz vadesi gelmediği için ödenmemiş kredi borç miktarının, toplam kredi borcuna oranı bulunur. Bulunan bu kredi borç oranının, taşınmazın toplam satın alım bedeli karşısındaki oranına dönüşümü gerçekleştirilir. Tespit edilen bu oranın, taşınmazın tasfiye tarihindeki (karara en yakın) sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmasıyla borç miktarı belirlenir. Bu ilke ve esaslara göre saptanan taşınmazın borç miktarı, tasfiye tarihindeki sürüm değerinden düşüldükten sonra kalan miktar, değer artış payı ve/veya artık değere katılma alacağı hesaplamasında göz önünde bulundurulur.

Buna göre; öncelikle, tasfiyeye konu taşınmazın satın alma bedeli, bunun kredi ile ve varsa kredi dışında eşlerin kendi imkanları ile karşıladıkları miktarlar ve oranları ile tasfiye tarihindeki sürüm (rayiç) değeri ayrı ayrı belirlenmelidir. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2014/18626E, 2016/354K)

 

Katılma Alacağı Davasında Denkleştirme Yapılması Yargıtay Kararı

Mahkemece tasfiyeye konu araç yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, tasfiyeye konu … plakalı araç, eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu 14.04.2009 tarihinde satın alınarak davacı/karşı davalı eş adına tescil edildiği, davacı/karşı davalının aracın alınmasında annesinden aldığı para ve kendisinde bulunan paraları ekleyerek aldığını savunduğu, aracın alınmasında davacı/karşı davalının annesinin verdiği 3500 TL para dışındaki kısmın kişisel mal olduğuna dair delil bulunmadığı anlaşılmakla, aracın davacı/karşı davalının annesi tarafından verilen miktar dışında kalan kısmın edinilmiş maldan karşılandığının kabulü gerekir.

O halde mahkemece, davacı/karşı davalının annesi tarafından verilen 3500 TL aracın edinme tarihindeki oranının aracın güncel değeri ile çarpılarak bu kısmın denkleştirmesi yapılarak artık değere katılma alacağının hesaplanması gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi de doğru olmamıştır. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2015/13223E, 2017/3960K)

 

Diğer Eşin Katılma Alacağını Azaltmak (Mal Kaçırma) Amacıyla Yapılan İşlem (Boşanma Davası Öncesi Bankadan Çekilen Para) Yargıtay Kararı

Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, Merkez Bankası’ndaki bu hesaptan mal rejiminin sona erdiği boşanma dava tarihi 20.03.2012’den bir süre önce ayrılık davasına bakan mahkemenin verdiği yetkiye istinaden 01.02.2012 tarihinde davalı erkek tarafından 106.120 euro çekildiği anlaşılmaktadır. TMK’nun 229/2. maddesine göre bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerin edinilmiş mallara değer olarak ekleneceği hükme bağlanmıştır. Buna göre bankadan çekilen bu paranın aksi ispat edilemediği, hayatın olağan akışı nazara alındığında, mal rejimi sona erdiğinde davalının uhdesinde bulunduğunun kabulü gerekir.

Bu açıklamalar karşısında davalının katılma alacağını azaltma amacı ile parayı çektiği gözetilerek dava konusu 106.120 Euronun tasfiye bakımından eklenecek değer olduğu kabul edilmesi ve 47676 nolu hesap yönünden artık değerin belirlenerek davacının katılma alacağının hüküm altına alınması gerekirken yazılı şekilde bu para dahil edilmeden alacağa hükmedilmesi bozma nedeni yapılmıştır. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/12636E, 2018/2050K)

 

Katkı Payı Alacağı Davası Yargıtay Kararı

Raporda, katkı payı alacağı hesabı için her iki tarafın evlilik tarihi ile 01.01.2002 arası gelirleri esas alınırken davacı kadının ücretsiz izne ayrıldığı dönem dikkat alınmadan lehine fazla gelirin hesaplamaya katılması hatalı olduğu gibi, davalı erkeğin sadece maaş gelirinin gözetilip, 02.07.2000 tarihinde Anadolu Hayat Emeklilikten aldığı toplu para ile evlenmeden önce sahip olduğu kayıtlardan anlaşılan 04.02.1998 tarihinde İşbankası hesabından çektiği 2.000 USD paranın davalının gelirine eklenmeden aleyhine eksik gelir ile hesap yapılması da doğru olmamıştır. Tasarruf oranları yönünden ise dosya kapsamı ile örtüşmeyen şekilde davacı kadın için çok düşük (2/6) davalı erkek için çok yüksek (3/6) oranlar belirlendiği anlaşılmaktadır.

Öte yandan katkı payı alacağı hesaplaması yapılırken, raporda davacı kadının katkı oranı ile taşınmazın dava tarihi itibariyle değerinin tamamının çarpılması da yerinde değildir. Az yukarıda izah edildiği üzere eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde kooperatif ödemelerinin tamamı değil bir kısmı gerçekleştirilmiştir. Hesaplama yapılırken, tarafların evlilik tarihi ile 01.01.2002 arası kooperatife yapılan ödemelerin toplam ödeme içindeki oransal karşılığı bulunup, bu oran ile meskenin dava tarihindeki değeri çarpılması sonucu ortaya çıkacak değer katkı payı alacağı hesaplamasında kullanılmalıdır. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2017/9168E, 2019/6824K)

 

Davacının 1 nolu parsele yönelik isteği katkı payı alacağı niteliğindedir. Evlilik birliği karşılıklı güven esasına dayalı olduğundan, bir eşin diğer eşe ait bir mala yaptığı katkıyı belgelendirmesi ya da kayıt altına alması beklenemez. Esasen eşlerin amacı birlikte mal edinmek olduğu halde, yine aynı güven ilkesi çerçevesinde eşlerden biri adına tescil edilmektedir. Konu eşler arasında cereyan etmiş olmakla, bir işin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine ve korunmasına yaptığı katkı her türlü delille kanıtlanabilecektir.

Ne var ki, olayların eşler arasında ve çoğu zaman dört duvar arasında olup bittiği göz önüne alındığında, kimi zaman katkının tanıkla dahi kanıtlanması güç hale gelebilecektir. Bu halde olağan hayat deneyimleri ve ülke gerçekleri gibi parametrelerin sübutun kabulünde gözden ırak tutulmaması gerekir. Öte yandan Öğreti ve Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer.

Eldeki olayda davacı kadın, dava konusu 1 nolu parseli yurt dışında çalışmaları sonucu elde edilen birikimlerini kullanmak suretiyle, eşi ile birlikte edinildiğini ileri sürmüştür. Davalı tanığı, tarafların 20 yıldır yurt dışında bulunduklarını ve her ikisinin de işçi olarak çalıştığını belirtmiştir. Olağan olan evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza aynı dönemde çalışan ve geliri bulunan kadının da katkı yapmasıdır. Kaldı ki taşınmazın edinildiği tarihte yürürlükte bulunan 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi’nin 152. maddesi uyarınca evin seçimi, karı ve çocukların uygun biçimde geçindirilmesi kocaya aittir. Koca tarafından kadının birikimleri ile başka türlü tasarrufta bulunduğu da ileri sürülüp ispatlanmadığına göre, çalışan kadının evlilik birliği içinde edinilerek koca adına tescil edilen taşınmaza katkısının bulunduğunun kabulü gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2014/48E, 2014/554K)

 

Anlaşmalı Boşanmada Mal Paylaşımı Yargıtay Kararı

Anlaşmalı boşanmada, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek protokolü uygun bulması şarttır. Düzenlemedeki mali sonuçlar üzerinde anlaşma şartı boşanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, yoksulluk nafakası ve 182. maddesindeki iştirak nafakası talep haklarına ilişkin olup kural olarak mal varlığının tasfiyesini içermez. Ancak tarafların boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenlemeler yapması suretiyle de tasfiye mümkündür. Bu konuda yasal bir engel bulunmamaktadır.

Somut olayda; 25.03.2013 tarihli boşanma protokolünde “Davacı tarafından davalıya aylık 200 TL nafaka verilecektir. Taraflar bunun dışında birbirlerinden herhangi bir ad altında bir maddi talepte bulunmayacaklardır. Taraflar bu tür haklarından şimdiden feragat etmektedirler” şeklinde beyanda bulunmuşlar. 08.04.2013 tarihli yargılama oturumunda da, boşanma davasında davalı olan kadın davayı kabul ettiğini, boşanmanın mali sonuçlarında anlaştıklarını, tazminat talebinin olmadığını bildirmiştir.

Mahkemece, taraflar arasındaki protokolün uygunluğu saptanmadan boşanmaya karar verilmiş ve hüküm temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. Protokole yönelik yukarıdaki açıklamalar ışığında boşanma davasında davalı olan kadınının boşanmanın fer’ilerinden olan maddi, manevi tazminat vb. açıkça feragat ettiği sabit ise de, mal rejiminin tasfiyesine konu olan evlilik birliği içinde edinilen taşınır veya taşınmazlardan kaynaklanan haklarından ve ziynet talebinden feragat ettiği kabul edilemez.

Anlaşmalı boşanma protokolünde mal rejiminin tasfiyesine ilişkin düzenlemelerin bulunması ve bu yöndeki anlaşmanın geçerli olabilmesi için, düzenlemenin mal rejiminin tasfiyesine ilişkin olduğunun duraksamaya yer vermeyecek şekilde tek tek ve ismen sayılmak suretiyle açıkça belirlemiş olmaları gerekir. Uyuşmazlık konusu protokolün bu haliyle TMK 226 ve 226/1 maddesi uyarınca eşlerden birinin diğerinde bulunan ziynetlerin talebini ve mal rejiminin tasfiyesini de kapsamadığı görülmekte bulunan dava yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2016/2660E, 2018/12125K)

 

Yukarıdaki başlıklar altında anlatıldığı üzere boşanmada mal paylaşımı, birçok hususun dikkate alınarak, çok detaylı hukuki ve teknik inceleme, hesaplama ve değerlendirme yapılması gereken bir konudur. Bu sebeple, maddi yönden ciddi hak kayıplarına uğramamak için, boşanmada mal paylaşımı davası (mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklı alacak, katılma alacağı, katkı payı alacağı, değer artış payı alacağı, ziynet eşyası alacağı/iadesi, çeyiz eşyası alacağı/iadesi davası gibi davalarda) için bir boşanma konusunda deneyimli bir avukatın hukuki yardımına başvurmak faydalı olacaktır.